Genel Sağlık-İş Danıştay'a Başvurdu: Bireysel Hedef Katsayısı Uygulamasının Kalkması İçin İki Dava Açıldı
Sağlık sektöründe performans tabanlı ödeme sistemlerinin getirdiği tartışmalar yeni bir boyut kazanıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel Sağlık-İş), Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan bireysel hedef katsayısı sisteminin tamamen kaldırılmasını talep ederek Danıştay'a iki ayrı dava açtı. Bu adım, hem sağlık personelinin mesleki özgürlüğü hem de hasta hakları açısından kritik bir yasal sürecin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Bireysel Hedef Katsayısı Nedir ve Neden Tartışmalı?
Sağlık Bakanlığı'nın performans ve kalite yönetimi kapsamında hayata geçirdiği bu sistem; hekimlerin ve sağlık personelinin yapmış oldukları işlem sayısı, poliklinik hasta sayıları ve belirli klinik hedeflere ulaşma oranları üzerinden bir "katsayı" hesaplanmasını öngörüyor. Bu katsayı, personelin performans ödemelerini (ek ödemelerini) doğrudan etkiliyor. Ancak Genel Sağlık-İş ve birçok meslek örgütü, bu sistemin tıbbi karar mekanizmasını bürokratik sayısal hedeflere bağlayarak hekimin baştan savunduğu "hasta yararına en iyisi" prensibiyle çeliştiğini savunuyor.
Sendikanın İddiaları: "Hekim Bağımsızlığı ve Hasta Güvenliği Tehlikede"
Genel Sağlık-İş'in Danıştay'a sunduğu dilekçelerde sistemin hukuki ve etik temelleri sorgulanıyor. Sendikanın öne sürdüğü ana argümanlar şunlardır:
- Mesleki Özerkliğin Kısıtlanması: Hekimlerin, klinik bilgi ve vicdanına dayanarak vermesi gereken kararların, "hedef katsayısı" kaygısıyla yönlendirilmesi riski var. Bu durum, gereksiz tetkik, tedavi veya hasta kabulüne yol açabileceği gibi, tam tersi yönde riskli hastaların kaçınılmasını da tetikleyebilir.
- Miktar Odaklı Yaklaşım, Kaliteyi Gölgeliyor: Sistem, "kaç hasta bakıldı" veya "kaç işlem yapıldı" gibi nicel verileri öne çıkarıyor. Bu da "hızlı bakıp, çok yazmak" kültürünü teşvik ederek, kapsamlı anamnez, fizik muayene ve paylaşımlı karar verme süreçlerini zaman kaybı olarak algılamaya itiyor.
- Rehberlik ve Gözetim Yükümlülüğü İhlali: Bakanlığın, personeli sayısal hedeflere zorlayarak dolaylı yoldan tıbbi uygulamaları yönlendirmesi, idari denetimin mesleki huzur alanına sızması anlamına geliyor.
Danıştay Süreci ve Beklentiler
Açılan iki davada, ilgili yönetmelik maddelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması talep ediliyor. Hukuk çerçevesinde bu davaların sonucu, Türkiye'de sağlık personelinin maaş yapısını ve çalışma koşullarını belirleyen performans sistemlerinin geleceğini şekillendirecek. Danıştay'ın "hizmetin niteliği" ile "performans ölçütleri" arasındaki dengeyi nasıl kuracağını, bu kararın mühim noktası olacak.
Saatler İçinde Toplanan Destek: "Sistem Hekimi Yoruyor, Hastayı Risk Altına Sokuyor"
Dava sürecinin açılmasıyla birlikte sosyal medya ve meslek platformlarında da yoğun bir yankı oluştu. Özellikle aile hekimliği, acil servis ve yoğun bakım alanlarında çalışan personel, "katsayı peşinde koşmak" yerine "hasta ile ilgilenmek" istediklerini vurguluyor. Uzmanlar, performans sistemlerinin sadece miktar değil, nitelik, hasta memnuniyeti, klinik sonuçlar ve ekip çalışması gibi çok boyutlu kriterlerle yeniden yapılandırılması gerektiğini hatırlatıyor.
Ne Olacak? Geleceğe Yönelik Beklentiler
Bu yasal mücadele, sağlık sistemindeki "ödül-ceza" mekanizmasının insan odaklı mı, yoksa veri odaklı mı olacağı tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Eğer Danıştay sendikanın lehine karar verirse, Bakanlık performans sistemini kökten revize etmek zorunda kalacak. Bu durum, sağlık personelinin "birlikte karar verme" (shared decision making) prensiplerine dönmesini ve klinik özgürlüğünün güçlenmesini sağlayabilir. Süreçin yakından takip edilmesi, hem sağlık çalışanları hem de her vatandaş için hayati önem taşıyor.