HEKİMSEN'den Adalet Bakanlığı'na Mesaj: Hekimlik Meslek Kanunu, Malpraktis ve Güvenlik Kapsamlıca Görüşüldü

Sağlık sisteminin belkemiği olan hekimlerin mesleki hakları, hukuki güvencesi ve çalışma koşulları, Türkiye'nin sağlık politikalarının en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu bağlamda HEKİMSEN (Hekimler ve Sağlık Çalışanları Sendikası) Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban başkanlığındaki heyetin, Adalet Bakan Yardımcısı Abdullah Aydoğdu ile gerçekleştirdiği görüşme, mesleki sorunların çözümü adına atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Görüşmenin odak noktası; uzun süredir tasarısı yapılıp Meclis gündemine gelmesi beklenen Hekimlik Meslek Kanunu, malpraktis sürecindeki hukuki çözüm yolları, bilirkişilik sisteminin işleyişi ve sağlıkta şiddet olaylarına karşı alınacak tedbirler oldu.

Hekimlik Meslek Kanunu: Mesleki Güvence ve Otorite için Tarihsel Fırsat

Türkiye'de hekimlik mesleğini düzenleyen mevcut kanun (1219 sayılı Hekimler Kanunu), 1928 tarihine dayanıyor ve günümüz tıbbının karmaşıklığını, mesleki sorumluluk alanlarını ve hekim haklarını karşılamakta yetersiz kalıyor. HEKİMSEN heyeti, görüşmede yeni Hekimlik Meslek Kanunu tasarısının aciliyetini ve bu kanunun getireceği yapısal dönüşümü vurguladı. Yeni kanun taslağında hekimlerin mesleki özerkliği, etik ilkelerin hukuki zemine oturtulması, uzmanlık sürecinin standartlaştırılması ve hekimlik yapma yetkisinin netleştirilmesi öne çıkıyor.

Kanun Taslağında Beklenen Temel Değişiklikler

Malpraktis ve Bilirkişlik: Hekimlerin "Hukuki Güvenlik Şemsiyesi" Olmalı

Görüşmenin en hassas başlıklarından biri olan malpraktis (tıbbi hata) ve bilirkişilik süreçleri, hekimler açısından hem maddi hem de manevi yıkım riski taşıyor. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, mevcut sistemde bilirkişi atamalarının rastgeleliği, uzmanlık alanı uyuşmazlıkları ve sürecin uzaması nedeniyle hekimlerin haksız yere mağdur edilmekte olduğunu belirtti. Adalet Bakan Yardımcısı Aydoğdu'ya iletilen temel talep; bilirkişi seçimlerinin "uzmanlık alanı eşleşmesi" prensibiyle yapılması, bilirkişi raporlarının bilimsel delil standardlarına uygunluğu ve bu sürecin ticari bir hale getirilmesinin önlenmesidir.

Bilirkişi Seçiminde Objektiflik ve Uzmanlık Kriterleri

Hekimlerin, kendi uzmanlık alanları dışında verilen bilirkişi raporları nedeniyle cezai veya idari yaptırımlarla karşılaşmaları, "haksız yargılanma" hissini derinleştiriyor. Yeni düzenlemelerde; bilirkişi listelerinin güncellenmesi, sürekli eğitim alan bilirkişilerin öncelikli atanması ve raporlama süresinin makul sürelerle sınırlandırılması gibi maddelerin yer alması bekleniyor. Bu, hem adaletin doğru yerde gerçekleşmesini hem de hekimlerin mesleki güvenliğini sağlayacaktır.

Sağlıkta Şiddet: "Sıfır Tolerans" Politikasının Hukuki Tevellisi

Sağlık personeline yönelik şiddet olayları, son yıllarda toplumsal bir travma ve mesleki bir güvenlik krizi haline gelmiştir. HEKİMSEN heyeti, görüşmede sağlıkta şiddetin sadece bir "güvenlik sorunu" olmadığını, aksine halk sağlığını doğrudan tehdit eden bir kamu sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Adalet Bakan Yardımcısı Aydoğdu ile yapılan görüşmede; şiddet olaylarında "ağır ceza" talep edilmesinin yeterli olmadığı, olayların önlenmesi için

gibi koncrete adımların atılması gerektiği aktarıldı.

Sonuç olarak; HEKİMSEN'in Adalet Bakanlığı'nda gerçekleştirdiği bu üst düzey görüşme, hekimlik mesleğinin bugünkü zorluklarıyla başa çıkabilmesi için hukuki altyapının yenilenmesi gerekliliğini bir kez daha kanıtladı. Hekimlik Meslek Kanunu'nun çıkarılarak yürürlüğe girmesi, malpraktis/bilirkişilik sisteminin bilimsel ve adil zemine oturtulması ve sağlıkta şiddete karşı "sıfır tolerans"ın sadece slogan olmaktan çıkarılarak etkili yasalarla desteklenmesi; hem hekimler hem de hastalar için daha güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir bir sağlık sisteminin ön koşuludur. Bu sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yönetilmesi, tüm paydaflar tarafından bekleyen en büyük sorumluluktur.