Gaziantep'te Kapatılan TRSM'nin Yeniden Açılması İçin Dernekten Çağrı: "Ruh Sağlığı Hakkı İhlal Edilemez"

Gaziantep Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren ve bölgenin ruh sağlığı altyapısının belkemiği olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM)'nin kapatılması, saha çalışanları, hasta yakınları ve sivil toplum kuruluşları tarafından büyük bir endişe ve tepkiyle karşılandı. Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği (ŞIZODER), merkezin yeniden açılmasını ve TRSM İl Koordinasyon Kurulu'nun işlevsiz hale getirilmesinin hukuki ve etik boyutlarını kamuoyuna açıklayan kararlı bir Haltung sergiledi. Bu gelişme, Türkiye'nin ruh sağlığı politikalarında "kurumsallaşma" ve "toplum tabanlı bakım" dengesi üzerine yeniden tartışma kapılarını araladı.

TRSM Nedir ve Neden Bu Kadar Kritik Önem Taşıyor?

Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM), 2011 yılında yürürlüğe giren "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bakanlık Genelgesi" çerçevesinde kurulmuş, hastane odaklı bakım modelinden toplum odaklı bakım modeline geçişin temel taşı olan yapılar olarak tanımlanır. Bu merkezler; şizofreni, bipolar bozukluk, ciddi depresif bozukluk gibi kronik ve ağır ruhsal hastalıkları olan bireylerin; hastaneye yatış süresini kısaltması, topluma entegrasyonu, işgücüne katılımı ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çok disiplinli ekipler (psikiyatrist, psikolog, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapist) tarafından yönetilir.

Gaziantep Üniversitesi TRSM'si, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yoğun mülteci nüfusu, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) riski ve bölgeye özgü sosyo-ekonomik zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, sadece bir tedavi birimi olmanın ötesinde bir "güvenlik ağı" işlevi görüyordu. Merkezin kapatılması, bu hassas hastalık grubunun takibinin kesilmesine, ilaç uyumunun bozulmasına ve acil servis başvurularının artmasına yol açan bir "hizmet boşluğu" yaratmıştır.

ŞIZODER'in Tespitleri: Hukuka ve Uluslararası Sözleşmelere Aykırılık

Dernek tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında ve yetkililere yönelik yazılarda, sürecin bir dizi temel hakkın ihlalini içerdiği vurgulanıyor. ŞIZODER yönetimi, taleplerini şu temel eksenler üzerinde özetlemektedir:

Kronik Ruhsal Hastalıklarla Mücadelede "Süreklilik" Hayat Kurtarır

Uzmanlar, şizofreni spektrum bozukluklarında tedaviye uyumun en büyük belirleyicilerinden birinin "hizmet sürekliliği" olduğunu vurgular. Bir TRSM'nin kapanması, hastanın güvendiği psikiyatristin, hemşirenin veya sosyal hizmet uzmanının değişmesi anlamına gelir. Bu durum; ilaç yan etkilerinin takibinin zorlaşmasına, erken uyarı belirtilerinin (relaps belirtileri) kaçırılmasına ve hastaneye yeniden yatış oranlarının artmasına (revolving door phenomenon) neden olur. Gaziantep gibi büyük bir metropolde, tek bir merkezin kapatılması binlerce hastanın ve ailelerinin kaderini doğrudan etkilemektedir.

Çözüm İçin Yol Haritası: Yeniden Yapılanma mı, Yoksa Kapanma mı?

Sağlık Bakanlığı ve Üniversite yönetimi, merkezin kapatılmasının arka planında "yeni bir model uygulanacağı" veya "hizmetlerin dağıtılacağı" gerekçelerini öne sürse de, saha gerçekliği bu gerekçelerin yetersiz kaldığını gösteriyor. ŞIZODER ve destekçi STK'lar, soruna çözüm için şu adımların atılmasını öneriyor:

Ruh sağlığı, lüks bir tüketim mallı değil; temiz su ve elektrik kadar temel bir kamu hizmetidir ve insan hakları çerçevesinde garanti altına alınmalıdır. Gaziantep'teki TRSM krizinin çözümü, sadece bir bina veya birim açmakla bitmez; Türkiye'nin toplum ruh sağlığı stratejisinin "kağıtlardan sahaya" nasıl indirildiğinin, şeffaflık ve katılımcı yönetişim ilkeleriyle test edilmesi sürecidir. Bu merkez için atılan adım, ülke geneline ışık tutacak bir önayak teşkil edebilir.